Anadolu’nun Elhamrası : Divriği Ulucami

4

Divriği, Sivas’ın Erzincan sınırındaki küçük bir ilçesi. Hani bazı yerler vardır, yol üstü değildirler ve o yüzden de fazla geleni gideni olmaz, yollar sadece oraya gider. Divriği işte böyle bir ilçe. İçinden sessizce akan Çaltı Çayı Fırat’a can veren kollardandır, dağları çıplaktır ancak içi maden doludur. Divriği, görünüşte  ne kadar mütevazi olsa da  sahip olduğu değerlere  paha biçilemez.

Divriği denilince akla gelen üç şey: Ulu Camii, demir madeni ve türküler…

Divriği Ulucami:Hakkında cilt cilt yazılar yazılacak kadar önemli bir eser olan Divriği Ulucami’yi size 500 ya da 1000 kelime ile anlatabilmem imkansız ancak, özetle  sizlere  bu eseri “görülmesi gereken yerler” listenize dahil etmenizi öneriyorum.

divriği-ulucami

Selçuklular 1071’de Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya girdikten sonra Divriği de Selçuklu sınırlarına katılmış, Mengücekoğulları beyliği kontrolünde dönemin önde gelen yerlerinden biri haline gelmiş, Harput-Arapkir ve Divriği üçlüsü yörenin maden yatakları açısından zengin bir bölgesi olmuş tarih boyunca. Küçük bir beylik olan Mengücekoğulların’ dan tarihe büyük bir hediyedir Ulucami. Mengücekoğullarının beyi  Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından camii ile darüşşifası birlikte 1228-1243 yıllarında yaptırılmış.  Baş Mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah. Yapılar, mimari özelliklerinin yanı sıra, Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi ‘nde yerini almış.

Divriği Kaymakamlığı resmi sitesinde de belirtildiği üzere “eseri farklı ve özgün kılan en önemli özellik, uzaktan bakıldığında simetrik olduğu düşünülen, fakat özünde asimetrik olan bezemelerde yer alan on binlerce motifin hiç birinin bir daha kendini tekrar etmemesi; kâinattaki farklı varlıkların muhteşem bir ahenk ve denge içerisinde olduklarının taşa nakşedilerek gözler önüne serilmesidir. Mimari üslubu, süsleme ve örtü sistemlerinin dengeli ve uyumlu tasarımıyla önem kazanan bu şaheser, dünyada, görülmeye değer eserler listesinin başında yer almaktadır. Bu büyüleyici eseri anlatmaya sözlerin yetersiz kalacağını Evliya Çelebi yüzyıllar önce şöyle ifade etmiştir: “Methinde diller kısır, kalem kırıktır”. Görenleri kendisine hayran bırakan bu muhteşem abide eser, sanat tarihçileri tarafından “Divriği mucizesi”, “Anadolu’nun Elhamrası” gibi ifadelerle tanımlanmıştır. “

divriği-ulucami
divriği-ulucami

Ulucami bugüne kadar yaşamış ve hala ziyaretçilerini hayranlık içinde bırakacak kadar sağlam ve dimdik ayakta kalabilmiş. Unesco korumasında olan camiinin şifahanesi de caminin hemen bitişiğinde ve ayrılmaz bir parçası olarak inşa edilmiş olması bu camiyi diğerlerinden ayıran farklı ve ince bir özellik. Şifahanede su sesi eşliğinde tedaviler yapılırmış, akustiği inanılmaz derecede güzel. Caminin içindeki minber  orijinal, ahşap kapı ise zaman içinde değişmiş olsa da aşağıdaki videoda da izleyeceğiniz üzere kapılarında güneşin mevsimsel ışınlarına göre oluşan kuran okuyan kadın ve namaza duran erkek silueti gölgeleri caminin mistik havasını daha da kuvvetlendiriyor. Bu gölgeler mayıs-eylül döneminde ikindi namazı vaktinde oluşmakta ( fotoğraf ;Divriği Kaymakamlığı sitesinden).Divriği Ulucami

Divriği Ulucami yamaçta Divriği Kalesine paralel inşaa edilmiş, caminin içinden kaleye tünel de olduğu yönünde  rivayetler de var.

Divriği’ye her gidişimde Ulucami’ye uğrar ve huzur bulurum, çift başlı kartal figürüne ve kapılarındaki yıldız motiflerine dokunup tarihe dokunduğumu hissederim.

 

Öneri; Bir haftasonu bir gece iki günlük gezi programı dahilinde, Sivas’a uçakla gelebilir, Sivas-Divriği treni ile 2.5 saatte Divriği’ye varabilir, ertesi gün de aynı şekilde dönebilirsiniz.

Share.

4 yorum

Yorum Yap