Atlas Dağları’nda maceralı bir yol deneyimi…

0

Zagora ‘daki eşsiz çöl deneyimi sonrasında sabahleyin yeniden develerimizle  kumlara bata çıka yola düştük, damsız toprak evlerin arasından geçerek çölün girişine geldik, ama gündüz vakti yapılan deve yolculuğunun açıkçası hiç bir görselliği ve cazibesi yoktu.

Çölde yapılan ve bizi tatmin etmeyen marmelat, margarin ve kuru ekmekli kahvaltının üzerine otelde mükemmel bir kahvaltı yaptık, arabamızın yakıtını doldurduktan sonra Marakeş’e doğru dönüşe geçtik. Bir kasbahda (köy) mola verdik, sokaklarında gezdik,  çocuklarla şakalaştık, sonra  da yöresel bir köy evine gittik. Anlaşılan her turisti benzer evlere götürüp çay ikramı yaparak bahşiş topluyorlar.

Evler kerpiç toprak sıvalı, eski tip tüplü küçük bir televizyon, yerde ise halı ve kilim üzerine minderler ve yastıklar dizilmişti, bağdaş kurup oturduk. Evin henüz yeni yürüyen  bebeği yanımıza gelerek avucunu açıp ” mösyö money mösyö money ” diyerek para istemeye başladı. Fas’ta neredeyse hemen herkes bu bebek gibiydi, fotoğraf çekmek istediğinizde önce  para istiyorlardı, alıştık bu duruma. Çayımızı içip bahşişimizi bıraktık. Sonra yolumuza devam ettik…

Şoförümüz bugün inanılmaz  tembel, sanki gece uyumamış gibi, sürekli mola vermek istiyor ve başım ağrıyor diyor. Sevimli bir motelde öğlene doğru mola verdik yine, havuz başında biraz güneşlendik, öğle yemeğimizi yedik ve zorla da olsa şoförü kaldırıp yola devam ettirdik, Atlas Dağlarını karanlıkta geçmek istemiyorum, uçurumlardan ve buzlu yollarından tırsıyorum. Hava henüz kararmıştı ki ekipteki arkadaşım tutturdu uzun pozlama yıldız fotoğrafı çekelim… Heyecanını anlıyorum ama biz bu dağları ne zaman geçeceğiz diye sitemlerime aldırmadan yarım saat de orada vakit geçirdik. Dağa tırmanmaya henüz yeni başlamıştık ki arabamız bozuldu.

Yokuş yukarı kaldık, şoför inip itmemizi istedi, bayanlar inmedik, kendisine asistans firmadan yol yardımı çağırmasını söyledim ama yola çıkarken her şey var diyen şoför şimdi yol yardım da nedir deyince burada işlerin Türkiye’de olduğu gibi olmadığını anladım. 500 mt ötemizde köy olduğunu , oraya kadar iterek arabayı götürürsek yardımcı olabileceklerini söylese de ben bu Faslıların zaman ve mesafe kavramsızlıklarını ilk günden çözdüğümden kılımı kıpırdatmadım, erkek arkadaşım indi itmeye çalıştı ama yokuş yukarı araba itilmez ki:) Otostop ile dediği köye gitmeye karar verdik, arabayı kilitledik ve ilk geçen arabaya el salladık, eski model büyükçe bir Mercedes otomobil durdu, biz dördümüz arkada oturduk, önde ise üç kişi sıkıştı, arabayı o yollarda inanılmaz hızlı sürüyordu şoför, kibarca uyardım ve korkuyoruz dedim, şoförümüz kendi dillerinde konuştu, 500 mt dedikleri köye hızlı bir araba ile ortalama 30 dk.da gittik , sanırım 10 km kadardı ve yollar da virajlı idi:)

Köye varınca girişte bir kahvehaneye girip oturmak istedik ama içerisi tıklım tıklım dolu idi, hiç bayan da yoktu, insanlar tepede duran televizyondan dizi film izliyor ve cam su bardaklarında sütlü nescafe içiyorlardı, bu yörenin en popüler etkinliği bu olsa gerek. Şoförümüz bizi buradan çıkararak bitişik kapıdan daracık merdivenlerden bir kat aşağı bir mekana götürdü, içerde 3-4 erkek ve bir bayan vardı, biz onlara uzak bir köşede oturduk, şoför ” burada benim gelmemi bekleyin” dedi ve çıktı, Marakeş’den firmadan bir araç gelip bizim araca gidip tamir edecekler ve gelip bizi alacaklar. Yani en iyi ihtimal ile ortalama 3 saat buradayız. İçerisi sıcak, sorun yok ama bir süre sonra bu mekanın genelev olduğunu anlıyoruz, o zaman kız arkadaşım geriliyor biraz, erkek arkadaşım ise Faslı çalışan ile sohbet ederek ülke ve toplum üzerine merak ettiklerini soruyor, çat pat anlaşıyorlar. Her beş dakikada bir kız arkadaşım bana saati soruyor ve ya şoför geri gelmezse diye de panik yapıyor, gergin bir ortam oluştu durup dururken, hepimiz sustuk ve şoförümüz tahminen 2,5 saat sonra bizi almaya geldi, aracımız yapılmıştı.

Atlas dağlarını gece geçtik , ay ışığı ve yıldızlar harika idi…

Daha sonra öğrendik ki Kralın Fas halkına uyarı şeklinde bir talimatı varmış ” benim ülkemde hiç bir yabancıyı benim mahkemelerime düşürüp mahkemelik olmayın”…

Yani Fas’ta güvenlik açısından temkinli olmakta her zaman fayda var ancak huzurla gezebilirsiniz…

Share.

Yorum Yap