Sülüklügöl Tabiat Parkı

3

Sülüklügöl’ü ilk keşfedişim 90’lı yılların başı idi. Atlas Dergisi’ndeki trekking rotaları arasında görmüş, fotoğraflarından etkilenmiş sonra da bir minibüs dolusu arkadaşımı bu muhteşem tabiat parkına getirmiştim. Yaklaşık 25 sene sonra yine yeniden Sülüklügöl’ü göresim geldi, bıraktığım gibi mi duruyor ya da değişen bir şeyler var mı…

Doğal afet sonucu oluşan bir doğal güzelliksuluklugol-tabiat-parki2

Sülüklügöl, Bolu’nun Mudurnu ilçesi sınırlarında olmasına rağmen Sakarya’nın Akyazı ilçesinden geçilerek gidilen bir yola sahip, bu nedenle de gölün Mudurnu’ya mı Akyazı’ya mı bağlı olduğu pek karıştırılır. İstanbul’ a mesafesi ortalama 200 km. Akyazı sapağından çıkıp, Kuzuluk istikametine doğru devam eden yol Tavşansuyu Köyü’nü geçtikten 9 km. sonra Sülüklügöl Tabiat Parkına kadar götürür. Yol, Kuzuluk’ tan sonra asfalt kalitesini kaybediyor, köyden sonra ise biraz daha bozuluyor ama riskli ya da kötü bir yol değil, sadece kar kış şartlarında zor bir parkur olabilir.

suluklugole-nasil-gidilir

Kasım ayında yol boyunca muhteşem bir doğa eşliğinde yolculuk ettik ki, zaman zaman arabayı öylesine durdurup uçuşan renkli sonbahar yapraklarını izledik. Göle vardığımızda girişte Sülüklügöl Tabiat Parkı tabelası karşıladı bizi. 2011 yılından itibaren statüsü değişmiş ve tabiat parkına dönüşmüş. Girişi ücrete tabi olan parkın işleticisi ise Tavşansuyu Köyü Muhtarlığı.suluklugol-mudurnu

Sülüklügöl, 1700’lü  yılların başında meydana gelen heyelanlar sonucu oluşmuş bir göl. Su kaynağı ise Hongurdak Deresi. Bu heyelanlarda bölgede birden fazla göl oluşmuş, bunlardan en büyüğü ise Sülüklügöl. Rakımı yaklaşık 1100 mt olan gölün derinliği 25 metre.Su altında kalan ağaçlarlar 300 yıldır çürümeden günümüze kadar ulaşmışlar. Gölün içinde kazık gibi durarak enteresan bir görüntü veriyorlar. Sayısını ben saymadım ama internette okuduğum kadarı ile 183 ağaç olduğu yazıyor, ağaçların bir kısmı devrilmiş, bir kısmı kırılmış. Sualtında olup da dışarıdan görünmeyenler de var. suluklugol-gezi-rehberi3

Gölün rengi sonbaharda yeşil, yazın ise turkuaz. İçinde balıklar yüzüyor. Oysa ki geçmişte gölün içinde sülükler varmış, o nedenle sülüklü göl denilmiş. Daha sonra göle bırakılan balıklar sülükleri yok etmişler.  Diğer göller ise Kavaklı Göl ve Pis Göl. Bu göller Sülüklügöl’ den yaklaşık 2km. mesafede. Gölün su kaynağı seviyesi 25 sene önceki ziyaretime göre azalmış, kıyıları bataklığa dönüşüp sonrasında ise kurumuş, hatta bu yerlerde yürünebiliyor. suluklugol-trekking

suluklugol-nerede

Bölgeye sarıçam ve köknar ağaçları hakim. Mevsim sonbahar olunca son derece güzel ve renkli görüntüler veriyor. Gölün bir tarafı tamamen tepeye dayanmış olduğundan araçla belli bir noktaya kadar gidilebiliyor, yarım ada misali…  Heyelan olan bölge dağın yüzünde belirgin, gördüğünde heyelan olduğunu hissediyor insan. Çevrede biraz yürüyüş yapınca kızarmış ve olmuş kuşburnu, alıç gibi meyvelerden nasibimizi aldık. Ormanın derinliklerine fazla girmedik, eminim ki başka yemişler de vardır.alic-kusburnu-nerede

Sülüklügöl Tabiat Parkı,  ormanlarında yabani hayvanları da barındırıyor. Boz ayı, yaban domuzu, sincap, tilki, ceylan, yaban kedisi bunlardan bazıları. Gölde ise alabalık, kızılkanat, abant alası gibi tatlı su balıkları yaşıyor. Gölde balık avlamak ve yüzmek yasak.

Sülüklügöl Tabiat Parkı’nda kamp imkanısuluklugol-cadir-kamp

Dört mevsimde de muhteşem görüntüler veren gölün etrafında çadır ve kamp kurmak izine tabi olmak koşulu ile mümkün. Parkın girişindeki köy muhtarlığına bağlı görevlilerden gereken izin alınabilir. Göle yakın temiz, içilebilir çeşme ile parkın girişinde tuvaletler mevcut. İzin de alındığında geriye sadece kampı kurmak kalıyor. Ancak yaban hayvanlarına karşı tetikte olmakta fayda var. Ziyaretim sırasında 8-10 tane çadır kampı ve kalabalık bir kitle vardı. Ateşler yakılmış, çaylar demlenmiş, ekmekler kızartılıyordu. Motorlarla ve otomobillerle gelmişlerdi. İnternetin çekmediğini, telefonun ise çoğu yerde çekmediğinin altını çizmek istiyorum. Özetle; kamp kuracak iseniz yalnız ya da iki üç kişi ile değil çevredeki kampçıları da gözeterek kamp kurulması doğru olur.suluklugol-camping

Rakım 1100 mt., hava Mudurnu ya da Akyazı merkeze göre daha serin. Tabiat parkının içinde herhangi bir kafeterya ya da büfe bulunmuyor ve en yakın köy 9 km. mesafede, bu nedenle yiyecek ve içecek gibi tüm ihtiyaçları yanınızda götürmelisiniz. Göl çevresinde ahşap masa ve oturakların olduğunu da dip not geçelim.

Sülüklügöl, Mudurnu ile Akyazı arasındaki yaylaların arasında kalmış bir bölgede. Trekking rotaları oluşturulmuş ve bölgeye yıllardır düzenli yürüyüş düzenleyen günübirlik turlar var. 1200mt rakımdaki yaylalarda ya da Sülüklügöl ve yakın çevresini kapsayan rotalarda yürüyerek temiz havayı görşel şölenle içinize çekebilirsiniz.

Dere kenarında alabalık yemelisuluklugol-alabalik

Tabiat parkının içinde kendi imkanınızla yemek hazırlamanız elbette mümkün, oturmak için parktaki masa ve oturakları tercih edebilirsiniz. Ama aracınız varsa kendi sandalyenizi ve  piknik sepetinizi götürmenizi öneririm, gölün en güzel manzarasına karşı oturabilirsiniz. Sülüklügöl’e doğru çıkarken yol boyunca Tavşansuyu deresi eşlik eder yolculuğunuza. İşte bu derenin kenarında bir kaç tane alabalık çiftliği var. Göl gezintisi bittikten sonra öğle yemeğinizi böyle bir yerde alabilirsiniz. Alabalık, salata ve meyve suyu kişi başı ortalama 20 TL. Mekanlarda alkol servisi bulunmuyor, kendiniz götürseniz de içilmesine müsaade edilmiyor.

Köy bakkallarından alışveriş yapmalısuluklugol-gezi-rehberi1

Sülüklügöl’e giderken Akyazı sapağından girip Kuzuluk’tan devam edin diye yol tarifi vermiştim. İşte bu güzergah üzerinde doğal köy ürünleri alabileceğiniz bakkallar ve yol kenarlarında satıcılar var. Kuzuluk sapağında taze günlük süt satan teyzeler, yol kenarlarında ise mevsimine göre meyve sebze satan kamyonet ya da traktörler görebilirsiniz. Gezi takvimimiz kasım ayı olunca bol miktarda tatlı kabağı sıralanmıştı, ekibimizin önemli bir kısmı tatlı sever imiş meğer. Yine köy bakkalında gördüğümüz kanlıca mantarına ilk önce şüpheli yaklaştık, malum ormanda toplanmış doğal mantar, ama bakkal amcaya ve aramızdaki gurme bir arkadaşımıza güvenip yarım-bir kilo kadar mantarlarımızı da aldık. Hayatımda ilk defa kanlıca mantarı yediğimi, muhteşem bir lezzete sahip olduğunu ve keşke değil yarım kilo kolinin tamamını alsaydım diye iç geçirdiğimi itiraf etmeliyim.

Share.

3 yorum

Yorum Yap