Dedeağaç Gezi Notları

0

Dedeağaç, Yunanistan’ın Türkiye sınırındaki Evros ( Meriç ) bölgesinde bulunan bir liman kenti ve Yunanca adı Alexandroupoli. Türkiye tarafından Keşan’ın karşılığı gibi düşünülebilir. İpsala hudut kapısından çıktıktan sonra yaklaşık 40 km sonra Dedeağaç’a varılıyor ki 20-25 dk lık bir mesafede yer alıyor. Nüfusu 57,000 civarında olan Dedeağaç, Batı Trakya’nın önemli bir ticaret limanı. Geçmiş yıllarda Selanik ve Kavala taraflarına giderken Dedeağaç’ın kıyısından geçmiş olmama rağmen kenti hiç görmemiştim, ilk kez 2019 yılının Ağustos ayında özellikle Dedeağaç’a gittim ve çok da sevdim…

Dedeağaç’a keyif için gidilir

Yola çıkarken ne bir otel rezervasyonu ne de yöre hakkında bir araştırma yapmıştım, amacım Dedeağaç Limanından Semadirek ( Samothraki) Adası’na geçmek idi ama feribotların her ikisinin de aynı anda arıza yapması ve adaya yapılan seferlerin iptal edilmesi üzerine tatilimizi Dedeağaç ve çevresinde geçirmeye bir anlamda mecbur kaldık:) Kaldık diyorum çünkü bu seyahatime benimle gezmek isteyen arkadaşlarım da dahil oldu.

Dedeağaç sahil yolu ve sahile inen yolların önemli kısmı akşam 8’den itibaren araç trafiğine kapanıyormuş meğer, navigasyona göre aracımızla sahile bir türlü inemeyince öğenmiş olduk, güzel bir uygulama bence, çünkü akşam herkes sahillere iniyor, cıvıl cıvıl etraf, restoranlar cafeler tıkabasa insan dolu iken araç trafiğinin yaratacağı risk gözardı edilemezdı. Biz de limana arabamızı park edip şehrin sembolü olan deniz fenerinin de olduğu Demokrasi Caddesine doğru yürüyüşe geçerek kenti tanımaya başlıyoruz.

Fener, 1880 yılında Sultan II.Abdulhamit tarafından yaptırılmış ve 27 mt yüksekliğinde, ışığı ise 37 km den dahi görülebiliyormuş.  Çevre düzenlemesi ile bölgede özel bir yeri var fenerin. Cafeler, tavernalar fenerin etrafında yoğunlaşmış. Sokak aralarında ise yine hoş mekanlar yok değil ama Kafka kitapçısı dikkat çekiyor. Binalar 1970’lerden kalma gibi, aralarda daha eski evler de var. Dedeağaç, 500 yılı aşkın süre Osmanlı toprakları olarak kalmış, Balkan ve 1.Dünya Savaşları sırasında ise Yunan, Bulgar, Osmanlı arasında sürekli el değiştirmiş, nihayetinde Lozan Antlaşması ile kesin olarak Yunanistan’a bırakılmış. Osmanlı’dan bugüne kalan camii dışında açıkçası gözle görülür bir Osmanlı imareti yok gibi.

Dedeağaç’a günübirlik turları görmüştüm ama amaç sadece Yunanistan’a giriş yapıp vize olayını çözümlemek için diye düşünmüştüm, fazlası varmış meğer… Günübirlik keyifli bir kaçış noktası olarak da listeye dahil edilebilir burası. Yeme içme fiyatları çok uygun ve leziz… İstanbul’da rakı balıklı bir akşam yemeğine verilecek hesabın yarısı geliyor desem!!!

Dedeağaç’ın plajları müthiş

Sabah kahvaltısı sonrasında arabamızla 20 dk.da geldiğimiz Makri Köyü ve plajları Bodrum’a Çeşme’ye taş çıkartır düzeyde… Hemen milliyetçilik damarlarımız kabarmasın lütfen, plajda şezlong şemsiye günboyu ücretsiz, kimse sizden günboyu 100-150 TL lik harcama yapmanızı da istemiyor üstelik, 3 euroluk çay kahve içmek yeterli… Deniz tertemiz, pırıl pırıl… Karşımda ise gidemediğim Semadirek Adası manzarası:) Plaj ince kum, denize girerken küçük çakıl taşları bir kaç metre eşlik ediyor o da rahatsız edici boyutta değil. Duş, kabin, wc, otopark hizmeti de ücretsiz.  Atıştırmalık ya da öğle yemeği isterseniz kişi başı 3 Euro ile 10 Euro arasında değişken.

Deniz, kum, güneş tatili için gelmek isteyenlere denize 100 mt mesafedeki Klio Oteli öneririm, sabahleyin Ege’nin mavisi ile güne başlamak müthiş olur. Bu bölgedeki Andama Beach, Yoyo ve diğer plajlar öğlene doğru kalabalıklaşsa da hiçbir zaman bizim plajlar kadar kalabalık olmuyor. Plajlara inerken ya da dönüşte Makri Köyü’nün içinde mola verip sokaklarında yürüyebilir, köy meydanındaki kahvehanede kahve ya da soğuk birşeyler içebilirsiniz.

Zeytinyağı tadımı da yapın

Dedeağaç’tan Makri’ye giderken yolun sağında zeytin ağaçlarının sıklaştığı noktada küçük bir tabelada zeytinyağı fabrikasını okuduğum gibi hiç düşünmeden bahçeye sapıyorum, tabela küçük ama zeytin bahçesi hiç de küçük değilmiş. Kyklopas Zeytinciliğin bahçesinde 12000 adet zeytin ağacı bulunuyor ve bunlardan 2000 tanesi organik olarak yetiştirilmiş, zeytinyağı fabrikası ise 1950’lerde kurulmuş. Aromatik zeytinyağını seviyorsanız fesleğenli, portakallı acılı zeytinyağlarından tadım yaparak alabilirsiniz. Sofralık zeytinin yanı sıra zeytinli maske ve kremler de satılıyor. Kredi kartı ya da nakit kullanabilirsiniz, herkese %10-15 oranında indirim de uyguluyorlar. Bizimki tadım boyutunu biraz aşsa da yaptığımız alışveriş ile telafi ettiğimizi düşünüyorum:)

Meriç Deltasında kuş gözlemi

İpsala’dan Dedeağaç’a akşam gün batımı vakitlerinde geçebilmiştim, otoyol direklerinin üzerinde ahenkle dizilmiş leylekleri yalan yok “yapma” sandım 🙂 Dedeağaç’ın simgesi deniz feneri ama ben leylek olduğunu düşündüm, oysaki hepsi gerçekten leylek imiş… Sonraki günlerde de bol bol leylek gördüm… Meriç nehri, Yunanistan  ile Türkiye ve Yunanistan ile Bulgaristan arasında doğal sınır çizgisini oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda deltasında hem tarım yapılıyor hem de kuşlar için mükemmel bir sığınak noktası. Yunanistan’da bulunan 400 kuş türünün 300 ünü bu deltada görmek mümkün imiş, kuş gözlemi yapmak ve kuş fotoğrafları çekmek isteyenler bunu değerlendirebilirler.

Dedeağaç’a alışveriş turları düzenleniyor

Seyahat şirketleri Dedeağaç’a günübirlik alışveriş turları düzenliyorlar, kişi başı 49 Euro civarında… Sabah yola çıkan tur otobüsü ortalama 4 saatte Dedeağaç’a ulaşıyor, öğle yemeğini göl kenarında ya da şehir merkezinde keyifli bir lokantada alan misafirler Jumbo AVM ve süpermarketlere götürülüyor, sonra da dönüşte freeshop alışverişi ve akam dönüş şeklinde gün tamamlanıyormuş. Bunu duyduktan sonra biz de bir bakalım bu marketlere dedik ve Lidl markete gittik:) Lidl market bizdeki Metro marketlere benziyor, kampanyalı ürünleri kontrol ettim, 5 lt zeytinyağını 16,50 Euroya aldım. Etin kilosu 6,20 Euro, yasak olmasa ve taşıma imkanı olsa çok ucuz… Alkollü içkiler ise İpsala Yunan freeshopunda çok daha ucuz… 1 lt uzo 7 Euro civarında…

Dedeağaç’ta ne, nerede yenir?

Deniz kenarındaki bu güzel sayfiyede elbette deniz ürünleri yenir. Demokrasi Caddesi’nin Fenerin hemen arkasında kalan kısmındaki sokak tavernaları ile yine caddenin limana yakın bölgesindeki tavernalar bölgesi popüler ama biz limanda fazla zaman geçirdiğimizden orada yediğimiz sucuklu sandviçin tadını hiçbir yerde bulamadık… 2,50 euroya öğlen yemeğimizi yedik ve doyduk inanamıyorum.

Tavernalarda uzolu yemek kişi başı ortalama 12-15 Euro arasında, kabak kızartması Kavala’daki gibi olmasa da güzel, ortaya söylediğimiz közlenmiş patlıcanın domates ve peynir ile fırınlanması nefis bir tat, bir de midyenin kızartmasını önerebilirim, Türkiye’deki gibi hamuru kabarık kabarık kızartmıyorlar ve midyenin tadını daha çok alıyorsunuz. Kalamar kızartması ise neredeyse tüm Yunanistan’da aynı tatta ki ben bu tadı çok sevdiğimi söyleyemem, hafif kum tadı geliyor maalesef… Yemekten sonra dondurma ikramına hayır diyemedim, İtalya’dan sonra Yunan dondurmasını da başarılı buluyorum…

Dedeağaç’ta konaklama ve ulaşım

Dedeağaç’a ben otomobil ile gittim, İpsala Gümrük Kapısından geçerken uluslararası ehliyetim, aracın ruhsatı, yeşil sigortası eksiksiz idi o nedenle sorunsuz geçebildim sınırı. Arabanın deposunu İpsala ya da Keşan’dan doldurmak avantajlı çünkü Yunanistan’da benzin daha pahalı. Diğer taraftan Bayrampaşa Otogarından her gün Dedeağaç-Gümülcine-İskeçe-Kavala-Selanik otobüsleri de kalkıyor, İstanbul’dan Dedeağaç 21 Euro / Dedeağaç İstanbul 12 Euro civarında…

Dedeağaç içinde otoparkların çok pahalı olduğunu okumuştum bazı bloglarda, limandaki otoparkın 24 saatinin 3 Euro olduğunu söyleyeyim siz karar verin ne kadar pahalı olduğuna.  Benim seyahatim bayram ve yaz tatiline denk geldiğinden Dedeağaç’ta otellerin doluluk oranı %98 idi, Semadirek adasına geçmeyi planladığımızdan şehirde rezervasyon yapmamıştık ve bir gece arabada uyuyarak durumu kurtardık:) Ertesi gün ise sokak sokak gezerek boş oda aradık ve Sofia Apartment’da iki gecelik yer bulabildik, kişi başı 30 Euro yüksek bir rakam olmasına rağmen başka yer olmadığından mecburen kaldık,  güvenli ve ücretsiz otoparkının olması avantajlı oldu bizim için, ayrıca mutfak ve masa bölümlerini kahvaltı ve diğer öğünlerde de kullanmak mümkün.

Kamp yapmayı sevenler ise çadırları ya da karavanları ile Belediye Kamp alanına gidebilirler, denize sıfır olan kamp alanı Dedeağaç – Makri yolu üzerinde ve şehrin içinde… Çadır için gecelik 6 euro, kişi başı ise 3 euro ücret alınıyor, kamp alanından çadır ya da karavan kiralanmıyor.

Gezinin diğer notları: 

  • Yakın çevrede bulunan Batı Trakya’nın diğer iki şehri olan Gümilcine ve İskeçe’yi de gezi rotanıza dahil edebilirsiniz.
  • İskeçe’ya yakın olan Vistonida Gölü ve Porto Lagos Köyü de yine gezilecek diğer yerler arasında.
  • Jumbo Market için bence zaman harcamayın, Çin malları ile dolu bir yer, amaç alışveriş ise lokal marketlere bakın.
  • Semadirek Adası Dedeağaç’a 2 saatlik bir ada ama ulaşım biraz sıkıntılı, havadan ya da feribot arızasından seferler her an iptal olabiliyor, bunu bilerek gelin.
  • Casino ve oyun seviyorsanız Dedağaç’ta Casino da var…
  • Yunanistan’a yeşil pasaportluların vizesiz, bordo pasaportluların Schengen Vizesi ile seyahat edebileceğini ama herkesin 50 TL lik yurtdışı harç pulu alması gerektiğini dip not düşelim…
  • Esnafın Türkçe konuşuyor olması ve menülerde Türkçenin yer alması bizler için avantaj.
Share.

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.