İstanbul’da fotosafari

0

İstanbul fotoğraf çekmeyi sevenler için inanılmaz bir hazinedir. Özellikle de tarihi yarımada olarak tanımlanan Sultanahmet ve çevresinde hem portre fotoğrafı hem de sokak fotoğrafı çekilebilir. Yürüyüşün  ilerleyen saatlerinde güzergahı Cankurtaran üzerinden  Kadırga’ya kadar  uzatabilirsiniz. Ben bu güzergahı Vefa Bozacısında sonlandırmıştım.

Eski İstanbul Evleri hala çekicisoguk-cesme

Gülhane Parkı’nın ana kapısının hemen yanından yukarı doğru çıkan Soğuk Çeşme Sokağı’nda yürümek ve fotoğraf çekmek çok keyiflidir. Sokağın bir tarafından Ayasofya’nın bahçe duvarları uzar gider, bir yanında ise eski, cumbalı, ahşap, restore edilmiş evler sıralanır. Trafiğe kapalı sokağın bir ucu Topkapı Sarayı, bir ucu ise Gülhane Parkı’na uzanır.

Sokağın Topkapı Sarayı tarafında 1800’lü yıllarda mermerden yapılmış, heybetli bir çeşme bulunur.  Sokaktaki toplam 12 evden biri  İstanbul Kitaplığı, diğerleri ise butik otel olarak kullanılıyor, bu evlerden biri aynı zamanda eski cumhurbaşkanlarımızdan Fahri Korutürk’ün doğduğu ev.

Topkapı Sarayı’nın önüne çıktığınızda Sultanahmet Meydanı’ndaki parkta hem çevreyi gözlemleyebilir, hem de portre fotoğrafı çekebilirsiniz. Yaz-kış fark etmez bu meydan hep doludur. Hatta ezan vaktine denk getirirseniz Ayasofya imamı ile Sultahahmet camii imamının karşılıklı düetini de dinleyin, sanırım İstanbul’un en iyi ezanını bu ikili okuyor.

Cankurtaran’dan Kadırga’ya fotoğraf yürüyüşüerol-tas-kahvehanesi

Sultanahmet Meydanı’ndan deniz tarafına inip Yeşilçam’ın üstadı Erol Taş’ın uzunca bir süre işlettiği kahvehanede bir kahve molası verebilirsiniz, mevsim kış ise koca varil sobası da yanıyordur, ısınırsınız. Sonrasında ise bu yolu Kadırga’ya kadar takip edin, taa ki İstanbul Fotoğraf Müzesi’ne ulaşana kadar… Sizce de güzel bir güzergah değil mi… Tren yolu boyunca küçük İstanbul sokakları, hatta çıkmaz sokakları, eski evler, hala doğallığını koruyan komşuluk ilişkilerini devam ettiren insanların oturduğu mahalleler… Hem fotoğraf çekeceksiniz hem de fotoğraf müzesini gezeceksiniz…

Vefa Bozacısı lezzet durağıvefa-boza

Vefa Bozacısı küçük, şirin bir dükkan. Her mevsim içerisi dolu, oturmaya yer bulunmaz. Bozacıya gelen herkes önce hemen karşısında bulunan  kuruyemişçiden taze kavrulmakta mis gibi kokan  sarı leblebisini alır, sonra büyük bir heyecanla boza sırasına girer. Dükkanın duvarlarındaki çiniler, büyük aynalar , küçük masalar ayrı bir hava katıyor mekana, insanı eskilere götürüyor.

Boza bu dükkanda yapılmıyor, imalathaneden getiriliyor.  Bozalar önce mermer büyük kazanlara boşaltılıyor, oradan kepçe ile bardaklara konularak ve üzerlerine tarçın serpilerek servis ediliyor. Dileyenler de leblebilerini kendileri koyarak içiyorlar. Eskiden , ben çocukken, kış akşamları  sokaktan “boooozaaaaaaaa ” diye bağırarak geçen bozacılar olurdu ve bizim en büyük hayalimiz annemin bize boza almasıydı.

 

Share.

Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.