Lezzetin rotası; Urla…

0

Baharın ilk günlerinde Ege’nin ve İzmir’in güzel ilçesi Urla’ya doğru bir seyahatim oldu. Hava ılık, deniz mavi, yol kenarları çiçeklerle rengarenk yani bahar havasını içime çekerek… İzmir’e 35 km uzaklıktaki Urla, tam bir yarımada, hem şehirden kopuk küçük bir kasaba kimliğini koruyor hem de İzmir’in merkezine yarım saat mesafede… İşte bu harika özelliği ile son birkaç yılda Urla göç almaya başlamış ama korkmayın hala güzel özelliklerini kaybetmemiş…

Urla küçük olsa da büyük başarı hikayeleri yaşanıyor bu güzel Ege kasabasında… Zeytinyağı, enginar, şarap tadımları yapılıyor, gastronomi turları düzenleniyor. Bir haftasonu “ne yapsak farklı nereye kaçsak” diye düşünüyorsanız bence bu tereddütsüz Urla olmalı. Hem lezzet yolculuğu, hem de şehirden kaçış programı olacaktır sizin için de… Klasik şehir gezilerine alternatif arayanlara özel tavsiyelerim olacak bu yazıda…

Siz hiç zeytinyağı tadımı yaptınız mı?

Urla’nın çiftliklerindeki zeytin hasadı etkinliklerini biliyorum ama henüz kısmet olmadı derken zeytinyağı tadımı için nazik bir davet aldık Olive Urla’dan ve iki günlük programımızın içine dahile ettik. Urla’nın taş sokaklarında neredeyse koşar adımlarla ve büyük bir heyecanla gittik Ayerya Cafe’ye, Olivurla ile Ayerya Cafe’nin sahibi aynı kişiler. Pelin Hanım karşıladı bizi, samimi ve candan… Üst katta hatırlanmış tadım masasının etrafında oturduğumuzda önümüzdeki tabakların içinde küçük küçük kapların içine numaralandırılmış zeytinyağları konulmuş, elma dilimleri ile su da servise hazır edilmişti. Yunanistan’da, İtalya’da, Türkiye’de zeytinyağı satın alırken genellikle küçük kaplardaki zeytinyağının yanında ekmek dilimleri oluyordu ama burada durum farklı, anlaşıldı…

Pelin hanım, önce kendisinin ve çiftliğinin hikayesini anlatmakla başlıyor programa… 12 Ion şehrinden biri olan Urla’ya özel erkence zeytin türünün bugün bile üretildiğini, dalından düştüğü gibi yenilebileceğini, hiç bir işlem yapılmadan yenilen tek zeytin türü olduğunu, Urla’da 250 ila 600 yaş arasında erkence zeytini olduğunu büyük bir heyecanla ve aşkla anlatıyor,  o anlattıkça da bizlerin tüyleri diken diken oluyor ürperiyor, öyle bir mücadele var ki ortada suya ve kaliteye karşı, iyi ki böyle idealist insanlarımız var diyorum içinden. Bıkmadan, usanmadan daha iyisini üretme mücadelesi. Bizler yeni öğrenmiş olsak da Olive Urla’yı dünya tanımış ve başarısını ödüle layık bulmuş bile. İtalya’daki uluslararası bir zeytinyağı yarışmasında ” Dünyanın En İyisi” seçilmiş. Aklıma Thassos’dan, Girit’ten, Bari’den, Bologna’dan İstanbul’a taşıdığım zeytinyağları geliyor, bundan sonra hayatta taşımam diyorum içimden…

Zeytin üretimi hakkındaki bilgilendirmeden sonra “Profesyonel zeytinyağı tadımı nasıl olur” bu konudaki deneyime geçiyoruz, Pelin hn’ın anlatımı eşliğinde hep birlikte uyguluyoruz. Minik kaplardaki zeytinyağlarını avucumuzun içine alıp biraz ısıtıyoruz, bir çeşit doğal ısıtma tekniği, bu arada avucumuzun içindeki zeytinyağlarının 3-5 dakikada 28 dereceye ulaşabileceğini de öğrenmiş oluyoruz. Zeytinyağının tadımı için ideal sıcaklık  28 derece, ısınan yağı ağız boşluğumuza alıyoruz, dilimizin ucunu üst damağımıza dokundurarak zeytinyağını ağız boşluğumuza hapsetmiş oluyoruz, sonrasında ise gargara misali çalkalama ile bir süre zeytinyağını ağız boşluğumuzda havalandırıyoruz ve yutuyoruz. İlk bir kaç saniye bir şey hissetmesek de sonrasında olan oluyor işte, hayatımda ilk kez yaşıyorum böyle bir şeyi, boğazda yoğun bir acılık başlıyor, gözlerden yaş akacak neredeyse:) Tadım aralarında ise elma dilimi ve su ile boğazda kalan tadı yok ediyoruz…

Zeytinyağının asit derecesine göre tatları değişiyor, bizler de damak zevkimize göre istediğimizi alıyorsunuz, mesela ben asit oranı yüksek sevmiyorum, daha yumuşak daha soft bir tat seviyorum. Tabağımızdaki türleri tattıkça çok daha iyi anlamaya başlıyoruz aslında.

1997 yılında zeytin çiftliği hayali ile yola çıkılan Ayerya’ya, 2017 yılında yani tam yirmi sene sonra “Dünyanın En İyi Zeytinyağı” ödülü verilmesi büyük bir başarının hikayesidir. Emeği geçenlere ülkem adına sonsuz teşekkürler, iyi ki varsınız ve iyi ki yolunuzdan taviz vermemişsiniz, bu hikaye başka zeytin üreticilerine de örnek olacaktır.

Tarladan tadıma sakız enginarı

Su; her canlı için hepimiz için çok önemli ama Pelin hn için daha önemli, çiftlikteki zeytinler, enginarlar, sebzeler su ister… Türkiye’nin ilk organik enginar üretimini geçekleştiren Pelin Hanım bir enginar kökünün toprak altında 9 metreye kadar uzayabildiğini, bir kökten 12 sakız enginarı alınabildiğini, tek bir kök enginar için bir sezonda 1 ton suya ihtiyaç olduğunu ve bölgede 80.000 kök enginar olduğunu anlattıkça şaşkınlığımız hayranlığa dönüşmeye başlıyor.  Pelin Hanımın suya karşı hassasiyetine hak vermemek ne mümkün… Düşünebiliyor musunuz, diyelim ki o yıl yağmur az yağdı ya da su kaynaklarında yeterince su toplanamadı, su yoksa sebze yok, su yoksa buğday yok, su yoksa hayat yok bize…

Böyle kaliteli zeytinyağları ve enginarlar, organik sebzeler üretilince Ayerya’da bu tadları buluşturmaya başlamışlar ve ortaya tadım günleri çıkmış. Her enginarın çiçeği yenmiyor, sakız enginarın çiçeği yemeğe uygun. Haşlanmış hali ile zeytinyağını eşleştiriyoruz. Başka bir mevsimde ise başka bir eşleştirme olabiliyor, mevsime ve üretilen sebzelere göre değişiyor bu program.

 

Tadım sonrasında şu enginarlar tarlada nasıl yetişiyor diye merak oluştu haliyle, nisan ayı enginar ayı, Urla’da enginar tarlası bol, birini ziyaret ettik, yerinde gördük… Buraya kadar gelmişken pazardan enginar almadan dönmek olmazdı. Sıkı pazarlıkla enginarlarımızı aldık, Ege otlarında aklım kalmış olsa da bozulma ihtimali ile fazlasına cesaret edemedim. İstanbul’a dönüşte iki gün üst üste enginar pişirip yedim:) Bu arada her yıl nisan ayında Urla Enginar Festivali yapıldığını da dip not düşeyim.

Aromatik zeytinyağları, ekşi mayalı ekmek yapımı

Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliğinde sadece zeytin ve enginar üretilmiyor. Lavanta, kabak, domates, biber, patlıcan, kuşkonmaz ve daha neler neler… Mevsimine göre sebzelere göre eşleştirmeler de değişiyor. Lavanta hasat vakti çiftliği ziyaret edenleri hoş bir sürpriz bekliyor, buram buram lavantalar toplanıyor, lavantalı dondurmalar ikram ediliyor. Diğer yandan aromatik zeytinyağı eşliğinde farklı yemekler tadılıyor. Ekmeğinden keçi peynirine, pesto sosundan yumurtasına herşey çiftlik ürünü…  Ayerya’nın çifliği için “İddialı bir gastronominin arka bahçesi” diyebiliriz aslında …

Böyle özenli ve özel bir mekanda kahvaltı, yemek, tadım günlerine katılmak için rezervasyon şart. İnstagram veya web sitesinden Olivurla ‘ya ulaşmanız mümkün. Tadımdan arta kalan zamanınızda ise Urla’nın sahilindeki balık lokantalarında ve köy pazarında ya da üzüm bağı rotasında keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Share.

Yorum Yap

16 + = 18

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.