Haftasonu Batum kaçamağı…

1

Gürcistan’ın Tiflis’ten sonra ikinci büyük şehri olan Batum’a,  en az Paris ya da Roma kadar aşinayız. Bunun nedeni; Artvin’den Gürcistan’a açılan Sarp sınır kapısından sonra pasaportsuz seyahat edebildiğimiz bir şehir olmasının yanı sıra 20.yy ın başına kadar Batum’un bir Osmanlı şehri olması da geliyor.

Türklerin pasaportsuz, nüfus cüzdanları ile gidebildiği üç ülkeden biri Gürcistan. Kültürel bağımızın güçlü olduğu Batum’u bir haftasonu keşfetmek için düştüm yollara . Türk Hava Yolları’nın, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan 1 saat 50 dakikada direk uçtuğu Batum’a kampanyaları takip ederek gidiş-dönüş 100 Euro civarında bilet bulmak mümkün. Ayrıca Trabzon, Rize ve Artvin’den otobüslerle de gidilebiliyor.

Sahil kenti Batum

Batum Havalimanından dışarı adım atar atmaz taksiciler çevremizde pervaneler, 20 Lavi 25 Lavi pazarlık kıyasıya sürüyor ama bizler olayın espirisindeyiz aslında, en sakin ve samimi davranan taksicide karar kılıp Batum merkezdeki otelimize doğru yola çıkıyoruz. Şehre giriş yaptığımız andan itibaren bizden “aaa” lar “oooo”lar yükselmeye başlıyor şaşkınlık içerisindeyiz…

Bir tarafta Ruslardan kalma eski binalar geniş bloklar şeklinde ve rengarenk, bir yanda deniz, arkadan kuleli cam binalar, derken hepsi bir arada enteresan bir görüntü oluşturuyor… Bu arada çok sayıda inşaat da devam ediyor, şantiye kurulmuş sanki Batum’a. İki-üç gün bu kente fazla mı diye düşünmeye başlamıştım ki seyahatin sonunda ideal olduğuna kanaat getirdim.

Batum’un sahili bir Akdeniz kasabasını andırıyor, oldukça uzun bir plaja sahip. Eğlenceli ve keyifli bir bölge. Belli ki yazın buralar cıvıl cıvıl oluyor. Yürüme yolları, bisiklet yolları, parklar, iskele, sokak müzisyenleri, satıcılar, lokantalar sıralanmış sahil boyunca. Yürüyerek her yeri gezilebilen bir şehir Batum, yorulduğunda ise dinlenecek bir yer muhakkak var.

Batum’da lüksü ve standartı, zengini ve fakiri, moderni ve gelenekseli neredeyse yaşamın her alanındaki zıtlıkları birlikte görebiliyorsunuz. Şehir her şeyi ile bizi şaşırtmayı başardı.

Türkler bu şehrin ekonomisinde çok önemli yer tutuyorlar, o nedenle dükkanlarda çarşıda pazarda Türe kçe konuşan esnaf sayısı fazla, ayrıca Türk Lirasını da kullanabiliyorsunuz çoğu yerde. 1912 ye kadar Osmanlıya bağlı bir şehir olması da belki bunlara etkendir, sonuçta ortak bir tarihimiz sözkonusu. Batum’da gezerken yabancı bir ülkede olduğunuzu sadece çiçeğe benzeyen Gürcü alfabesini görünce hissediyor insan.

Şehir Merkezinde görülebilecek yerler yürüyüş ya da bisiklet ile keyifli gezilebilecek kadar yakın birbirine. Biz de iki gün boyunca bol bol yürüdük, eski kentten yeni kente, sahilden meydanlara. Ortak bir düşünceye vardık; Batum’u sanki bir mimarlık sınıfı öğrencilerine pilot bölge olarak vermişler de herkes kendi projesini yerleştirmiş şehrin istediği noktasına… Özetlemek gerekirse; şehirde tek tek ele aldığınızda ortak bir simgesel yapı karakteri oluşmamış, her telden bir  anıt ile kendi kendilerince süslemişler şehri, ama buna rağmen Batum gerçekten keyifle zaman geçirilecek, gezilecek, eğlenilecek bir şehir.

Gürcü şarabını tattınız mı hiç?

Üzüm bağı ve şarap denilince akla ilk gelen yer Avrupa’dır, Toskana gibi, Bordeaux gibi… Batum’a geldiğimde üzüm bağlarını görmeyi beklemiyordum. Gezinin üçüncü gününde uçak saatimize kadar olan vaktimizi Batum’a yarım saat mesafede olan bir bağda ve çevresinde geçirdik.

Sonbaharın renkleri henüz tam olmamışsa da güzel bir havada, nehir boyunca giden bir yoldan köyleri geçerek önce yörenin doğa güzelliklerinden olan Makhuntseti Şelalesini görmeye gidiyoruz. Yaklaşık 10-15 metre yükseklikten akan şelalenin yakın çevresinde turistlere ceviz, pestil, bal gibi kendi ürünlerini satan köylüler tezgahlarını açmışlar, yarı Türkçeleri ile satış yapmaya çalışıyorlar. Pazarlıkla alışveriş yapıyoruz.

Şelaleden sonra Çoruh Nehrini besleyen derelerden birinin üzerindeki tek kemerli Makhuntseti  Taş Köprüyü görmeye geçiyoruz.  12.yyda yapılan köprünün boyu 25 mt, eni ise 2 mt, ancak çok kaygan olduğundan üzerinde yürürken zorlanıyoruz. Karadeniz’de bu köprülerden çok gördüğüm için enteresan gelmedi bana ama içimden şunu düşünüyorum; Rumlar taş işçiliğinde çok iyi olduklarından yaşadıkları yerlerde taştan yaptıkları herşey çok sağlam olmuş, aynı bu ve benzeri taş köprüler gibi.

Adjara  Şarapevi ve üzüm bağına vardığımızda öğle vakti olmuştu bile, yöresel bir öğle yemeği yiyerek şömine başında oturuyoruz, İranlı misafirlerden birinin piyano ezgilerinden yükselen Türkçe ve Azeri türküleri keyifle dinliyoruz, mahzeni gezip bağda yürüyüş yapıyoruz… Sakin ve keyifli bir iki saat geçiriyoruz bağda. Şarap tatmak isteyenlere şişenin tamamı açılıyormuş o nedenle ağız tadı ile tadım yapamıyorum  ama dönüşte freeshoptan Gürcü şaraplarından beyazından kırmızısından almayı tercih ediyorum, tek kelime ile nefis idi…

Bağ gezisi sonrasında Batum’a dönerken yol kenarında balık satan birini görüp duruyoruz, şöforümüz de taze balık almak istiyor. Normalde tezgah ya da kovada satılır ya balıklar, burada ise çubuklara takıyorlar balıkları aynı oltada gibi duruyor. Hepsi de derede olta ile yakalanmış, taze balık.

Batum’dan sadece 40-50 km dışarı çıkıldığında bile dağlar, dereler, köyler öyle güzel ki, aklıma gelen ilk şey kamp ve trekking oluyor çünkü ortam çok uygun.

Batum Merkezde Görülecek Yerler

Yazacağım yerleri gezme sırasına göre yazmadığımı ilk önce belirterek Batum’u biraz daha detaylı anlatmaya başlayayım. Bir tam günde Batum’da görülmesi gereken yerleri

1-Ali & Nino Heykeli

Batum sahilindeki  kadın ve erkek heykelinden oluşan anıtın en önemli özelliği, birbirlerine hiç dokunmadan içe içe geçebilmesi. Anıt tamamen metalden yapılmış. Birbirlerine kavuşamayan Müslüman Azeri Ali ile Hristiyan Gürcü prensesi Nino’nun  aşk hikayesinden esinlenilmiş. 10 dakikada bir döngü tamamlanıyor, geceleri renklendirme de yapılıyormuş, ben gündüz gördüm. Bu anıtı görmeden önce filmini izlemenizi önerim. Ali & Nino hakkında daha fazla bilgiyi ve heykelin videosu için tıklayınız

2-Alfabe Kulesi

Gürcü alfabesi çiçek gibi şekilli, sevimli mi sevimli:) Beşi sesli toplam otuzüç harften oluşan alfabelerini şehrin merkezinde anıtla sergilemiş Gürcüler. Gece renkli ışıklar ile show yapılan binanın mimari tasarımı DNA sarmalından esinlenilmiş, 130 mt yüksekliğindeki kulenin üzerindeki harflerin her biri 4 mt yüksekliğinde… TV stüdyosu, restoran, cafe ve seyir terası barındıran kuleye giriş ise ücretli.

3- Astronomik Saat ve Avrupa Meydanı

Avrupa Meydanı’nı çevreleyen yapılar farklı mimarilerde, birini İskandinav mimarisine benziyor, diğeri sanki Paris’ten bir yapı. Meydanın bir köşesindeki Astronomik Saat ise Prag’daki saati hatırlatıyor. Meydanın ortasında Yunan Mitolojisinde yer alan, altından yapılmış postu tutan Medea Heykeli yükseliyor. Medea ( altın post)  Heykeli; 2007 yılında yapılmış, mitolojide altın post gücü ve varlığı simgeliyor.

4- Batum Bulvarı

Uzun bir sahil şeridine sahip olan Batum plajları ile Akdeniz’e, tekneleri ile Karadeniz şehrine benziyor. Sanırım ben en çok burada yürümeyi sevdim, sokak müzisyenleri, satıcıları, spor yapan insanları ile “hayat sokakta” mesajı veriyor gibi. 7 km uzunluğundaki bulvar boyunca heykeller, parklar, anıtlar, birbiri ile adeta yarışıyor. Bulvar, 19 yy da Fransız bir mimar tarafından tasarlanmış, Batum’a gelince ilk işiniz bu bulvarı baştan sona yürüyerek ya da elektrikli bisikletler ile turlamak olsun, görülecek yerlerin çoğunu böylece görmüş olursunuz.

5- Neptün Çeşmesi

Neptün’ün ne işi var Batum’da demeyin:) Bologna’daki çeşmenin kopyası olsa da altın kaplama ile değerli hale getirilen çeşme Batum Devlet Tiyatrosu Binasının önüne  yerleştirilmiş.

6- Piazza Meydanı

Sanırım Batumlular İtalya’yı çok seviyorlar, Neptün Çeşmesinden sonra Piazza Meydanı da tipik bir İtalyan meydanı gibi tasarlanmış, Etrafında cafeler ve restoranlar olan meydanın bir de kulesi bulunuyor. Gece ışıklandırmasını burada da görüyoruz.

7-St.Nichokas Kilisesi

Piazza Meydanının hemen yanıbaşındaki bu küçük kilise 19. yy da Yunanlılar tarafından yapılmış, zaten kiliseye bakar bakmaz mimarisinden de anlaşılıyor.

8- Batum Old Town

Batum şehrine havalimanından gelirken gördüğümüz yüksek katlı, uzun blokların aksine eski şehirde iki üç katlı eski taş evleri görüyoruz. Bunlardan bazıları otel, bazıları dükkan, bazıları ise hala ikamet edilen evler. Sokaklar taş döşemeli, duvarlar ise bazı yerlerde grafiti süslemeler ile renklenmiş.

Evlerin balkonları ferforjeli, pencereler yüksek.  Bazı kapıların ardında ise avlulu evler var… Batum aslında tezatlıkları yanyana görebilileceğiniz bir şehir. Old Town da gezmeyi seveceksiniz.

9- Botanik Park

Batum ziyaretçilerine sürpriz yaşatan bir şehir. Şehir merkezine sadece 9 km uzaklıkta bir tepede kurulan Botanik Park’ın açılışı 1912 desem şaşırır mısınız??? 140 ülkeden 5000 üzerinde çeşitli bitki ve çiçekler ile oldukça da zengin ve uluslararası bir park.  Şehir merkezinden otobüsler ile 15 dk.da ulaşmak mümkün, girişi ücretli olan parkı gezmek için 3-4 saat zaman ayırmak gerekiyor, yaşlılar içn elektrikli araç hizmeti de verilen parkta piknik mekanları da bulunuyor.

10- Günbatımında teras keyfi

Yüksek binaların çoğunun terasında Karadeniz’i kuşbaşı izleyeme olanağı olan barlar var. Hem günbatımı, hem de Batum’u gece ışıklarını izlemek için ben de Hilton’un terasını çıktım, alkollü/alkolsüz bir içecek alarak manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz siz de.

11- Trekking ve alternatif turlar

Gürcistan dağları, doğal güzellikleri ile artık Türkiye’den sadece şehir gezileri yapan ziyaretçilere değil trekking ve doğa turları yapan ziyaretçilere de alternatifler sunuyor. Rafting, trekking,eko yaşam ile ilgilenen kişiler Gürcistan’ı kesinlikle listelerine almalılar.

Batum ve eğlence hayatı

Batum’un casinoları meşhur, aslında meşhur edenler de Türkler. Kimlikle seyahat etmenin kolaylığını ekonomik fırsata çevirmiş Batum. Neredeyse tüm casinolar Türk kaynıyor desem yeridir. İçlerinde nezih olanlar da var, çok kötü olanlar da… Sigara içilmesinin serbest olduğu mekanlar tıka basa dolu, oynayacak makine dahi bulmak zor. Yeme içmenin bedava olduğu casinoların bazılarında Türk Lirası dahi direk makinaya verilebiliyor. Sahne Showları, müzikler Türklere hitap edecek şekilde organize edilmiş, Türkçe şarkılar, Türk Halk Oyunları, oryantel dans vs.

Makinalarda oynayıp da ciddi ciddi paraların döküldüğü tek bir ana tanık oldum, onun dışında kazanan görmedim ama kime sorsanız kaybetmediğini söylemek adetten olmuş:) İki gece kaldığım Batum’da iki gece de casinoya uğradım, benim maksimum bir sınırım vardır ondan taviz vermem, sadece bir çift çizme parası kadar oyuna bütçe ayırırım… Ve elbette kaybettim, ve yine oynadığıma pişman oldum… Bu arada her casinoya girişte özel kart basıp veriyorlar, onlarla oyun oynanabiliyor, aynı kartı kaybetmezsiniz sonraki ziyaretlerinizde de kullanabilirsiniz.

Batum’da ne yenir?

Gürcü mutfağı Türklerin damak tadına çok uygun; mantısı, pidesi ve hamurişi çeşitleri ile hiç yabancılık çekmeyeceğiniz kadar hem de… Ayrıca çorbaları, köfteleri, etleri de leziz pişiriyorlar. Bir akşam casinolardan birinde yemek yedim, börekleri ve sebze yemekleri harika idi, yurtdışında enginar-taze fasulye gibi sebze yemeği görmek çok alışık olduğumuz bir durum değil açıkçası. Eski kentin sokaklarında çok sayıda yerel tatları deneyimleyeceğiniz mekanlar var, damak zevkinize göre deneyin derim.

Haçapuri; bir çeşit açık pide, peynirli, yumurtalı, tereyağlı yapılıyor, lezzetli ama çok kalorili, bir tanesi yetiyor bir kişiye.

Khinkali ( hınkal ); Gürcü mantısı, kıymalı oluyor, bir tanesinin büyüklüğü küçük bir mandalina kadar diyebiliriz, 3-4 tanesi bir kişiyi doyurur.

Armut gazozu; meşhur diye duyduğumuz için denedik ancak üçte üç beğenmedik, siz de deneyin belki seversiniz:)

Sulguni peyniri; taze inek peyniri, hellim gibi kızartılabiliyor. ( Kars Boğatepe’de yediğim Malakan Peynirine benziyor)

Şehrin girişinde enteresan mimarisi ile dikkat çeken White Restaurant’a ben gidemedim ama sizin vaktiniz varsa gidin, görün, hatta bizimle de paylaşın olur mu, yemekleri de mimarisi kadar dikkat çekici mi:)

Batum’da konaklama

Eski şehirde mi  ya da yeni Batum’da mı konaklamak gerek diye sorsanız yanıtım iki alternatifli olacak… Eğer casino, eğlence için gidiyorsanız elbette yeni şehirde konaklamak gerekir. 4 yıldızlı ve 5 yıldızlı otellerden başka bu bölgelerde BB apart evler de mevcut. Her keseye uygun alternatif mümkün. Benim kaldığım otel eski kentte Divan Oteli idi, 5 yıldızlı bir otel olmasına rağmen Türkiye’deki Divan Oteli konforu ve hizmet kalitesinde olduğunu söyleyemem. Batum Otellerini booking.com dan ulaşabiliyorsunuz. Tıklayınız…

Batum’da alışveriş

Batum’dan ne alınır derseniz, ben hakkımı şaraptan yana kullandım, Batum’u biraz çıkınca üzüm bağları başlıyor yol boyunca. Bağevinden ya da freeshoptan şarap alınabilir. Batum’da üzüm pestili, ceviz, kuru üzüm gibi çerez türü de alınabilir çünkü fiyatları Türkiye’ye göre çok daha avantajlı. Bu arada bazı haberlerde Türklerin sınırdan kaçak et getirdiğini okumuş olabilirsiniz, et Gürcistan’da ucuz ancak öyle bavula koyup getirebilir misiniz bilemiyorum:)

Batum’a kimlik ile seyahat

Batum, Gürcistan’ın Türkiye sınırındaki şehri ve Türkiye’den direk uçuş ya da karayolu ile ulaşım mümkün. Yurtdışı çıkış pulu ödeyerek, yeni kimlik kartınızla vizesiz giriş yapabilirsiniz. Ülkeye girişte dolduracağınız küçük formları Gürcistan pasaport görevlisi mühürlüyor ve seyahat sonrası çıkarken de aynı formu sizden iade istiyor, o nedenle formu kaybetmemek saklamak lazım.

Kimlik ile seyahatin nasıl olduğunu detaylı okumak için tıklayınız…

Share.

1 Yorum

Yorum Yap

33 + = 34

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.